Çağdaş Türk Tarihi Ders Notları 12. Sınıf

ağdaş Türk ve Dünya Tarihi 1 - Çağdaş Türk Tarihi Ders Notları 12. Sınıf
Çağdaş Türk Tarihi ders notları 12. sınıf, 12. sınıf çağdaş türk tarihi konu anlatımı, çağdaş türk tarihi dersi konu anlatımı ve dahası bu sayfada…

ÇAĞDAŞ TÜRK TARİHİ NOTLARI

 

 

İKİ KÜRESEL SAVAŞ ARASINDA DÜNYA        1. ÜNİTE

  1. II. Dünya Savaşına sebep olan stratejik ve emperyalist rekabet
  • Dünya Savaşından sonra imparatorluklar dağılmış ve ulus devletleri kurulmuştur.
  • Savaş sonrası imzalanan barış antlaşmaları sorunları çözmek yerine artırmıştır. Antlaşmalarda alınan yüksek savaş tazminatları milliyetçilik duygularını körüklemiştir.
  • Sorunların diyalog yoluyla çözümlenmesi için kurulan MC İngiltere ve Fransa’nın çıkarlarına hizmet etmekten öteye gidememiştir.
  • Petrol kullanımının artmasıyla Petrole bağlı dış politikalar önem kazanmaya başlamıştır. Ortadoğu İngiltere, Fransa ve ABD’nin çıkarlarının çatıştığı bir alan haline gelmiştir.
  • ABD yalnızlık politikası (Monroe Doktrini) gereği diğer devletlerle işbirliğinden uzak durmuştur.
  • Savaştan karlı çıkan devletler İngiltere ve Fransa olmuştur. İngiltere ve Fransa mevcut durumu (statükocu) korumaya çalışırken Almanya, Japonya ve İtalya mevcut durumu değiştirmeye(revizyonist) çalışmışlardır.
  • 1929 Dünya Ekonomik Krizi saldırgan devletlerin sınırlarını geliştirme arzularını körüklemiştir.
  1. Paris Barış Konferansı ve Versay Barış Antlaşması
  • Dünya Savaşından sonra imzalanacak barış antlaşmalarının esaslarını belirlemek için toplanmıştır.
  • İtalya’nın Fiüme ve Dalmaçya kıyılarını talebi reddedilince İtalya konferanstan çekilmiştir. Bu sırada İtalya işgaline bırakılması planlanan Batı Anadolu Yunanistan’a bırakılmıştır.
  • Dünya barışını korumak amacıyla MC’nin kurulması kararlaştırıldı. Monreo Doktrini gereği ABD üye olmamıştır.
  • Wilson ilkelerine uyulmamıştır. Yenilen devletlerden savaş tazminatı yerine tamirat borcu alındı.
  • Sömürgecilik yerine manda ve himaye getirildi.
  • Almanya ile Versay, Bulgaristan ile Nöyyi, Avusturya ile Sen Jermen, Macaristan ile Triyanon antlaşması imzalanmıştır. Osmanlı toprakları bölüşülemediği için Osmanlı konusu (Sevr)1920 San Remo Konferansına bırakıldı.
  1. İki Dünya Savaşı arasındaki Dönemde İdeolojiler

Komünizm: Karl Marx tarafından ortaya atılmıştır. Özel mülkiyete dayalı kapitalist sistem yerine sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı yaşamı amaçlayan bir ideolojidir. Komünizmde üretim araç ve gereçleri devlet tarafından düzenlenmektedir. Komünizmde çok partili hayat ve parlamenter sistem yoktur. Komünist partiler ülkeyi yönetir.

Nasyonal Sosyalizm (Nazizm): Almanya Nazi Parti lideri Adolf Hitler tarafından ortaya atılmıştır. Almanya’nın Versay Antlaşması şartlarından kurtulmasını amaçlar. Totaliter bir özelliğe sahiptir. Alman ırkı üstün kabul edilir. Almanların yaşadığı toprakları birleştirmeyi (hayat sahası politikası) amaçlamıştır.

Faşizm: İtalya Faşist parti lideri Benito Mussolini tarafından ortaya atılmıştır. I. Dünya Savaşından sonra İtalya’nın dışlanması onur kırıcı olarak görülmüş ve İtalyan milliyetçiliği yayılmıştır. Mussolini Roma imparatorluğunu tekrar kurmak ve Akdeniz’e hâkim olmak (Bizim Deniz Politikası) için saldırgan bir tutum sergilemiştir.

4- Çarlık Rusyası ve Türkistan’a yayılması

Altınorda devletinin yıkılmasından sonra bölgede bulunan Rus Knezliği gelişerek Rus Çarlığı haline geldi. Ruslar Orta Asya Türklerini ‘’Böl, parçala, yut’’ politikasıyla hâkimiyet altına almaya çalışmıştır. Türkistan coğrafyasını Türkistan, Bozkır ve Fergana gibi valiliklere ayırıp kendine bağlamıştır. Türkleri Ruslaştırma ve Hristiyanlaştırma yoluna gitmiştir. Türk çiftçileri çalışma kamplarına gönderip topraklarına Rusları yerleştirmişlerdir.

 

 

5- Bolşevik İhtilali ve SSCB’nin kurulması

1905 Rus-Japon Savaşını kaybeden Rusya’da çıkan ekonomik kriz isyanları beraberinde getirmiştir. Petersburg şehrindeki kadın işçilerin başlattığı grev kısa sürede destek görmüştür. I. Dünya Savaşında Rusya’nın oldukça yıpranması üzerine İlyiç Lenin önderliğindeki Sosyalizmi benimseyen Bolşevikler Çar ve Kapitalizm yanlısı Menşevikleri devirip ihtilal yapmışlardır. Bolşevik İhtilali ile Çarlık Rusyası yıkılmış SSCB kurulmuştur. Lenin bozulan Rus ekonomisini toparlamak amacıyla Novaya Ekonomiçeska Politica (NEP)uygulamasını getirmiştir. Lenin’den sonra ülkenin başına Stalin geçmiştir.

6- Basmacı Hareketi (1918-1935)

Rusların Milli Hokand Hükümetini devirmesi üzerine Korbaşı Ergaş önderliğindeki Orta Asya Türkleri Ruslara karşı bağımsızlık mücadelesi vermiştir. ‘’Türkistan Türkistanlılarındır’’ sloganıyla ayaklanan Türklere bir dönem Enver Paşa da liderlik yapmıştır. Zeki Velidi Togan İsmail Gaspıralı ve Yusuf Akçura gibi önemli Türk düşünürleri de ayaklanmaya fikri olarak destek vermiştir. 1935 yılına gelindiğinde isyan başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

7- Osmanlı Devletinin yıkılışının Ortadoğu’ya etkileri

Ortadoğu dar kapsamıyla Türkiye-İran-Mısır üçgenini ve bu üçgen içindeki bölgeleri kapsar. Geniş kapsamıyla bu devletleri ve bunların komşuları olan Kuzey Afrika, Sudan, Somali, Pakistan ve Afganistan’ı da kapsar. Ortadoğu üç kıtanın kesişim, üç semavi dinin doğuş yeridir. Süveyş Kanalını ve zengin petrol yataklarını barındırması nedeniyle büyük devletlerin ilgisini çekmektedir.

  1. Dünya Savaşı öncesinde İngiltere, Fransa ve Rusya bölgedeki Arap emirlerle birlikte gizli antlaşmalar yaparak Osmanlı sonrasını tasarlamışlardır. Mac Mahon Antlaşmasıyla (1915) İngiltere Mekke Emiri Şerif Hüseyin ile anlaşmıştır. Antlaşmaya göre bölge Arapları Osmanlı Devletine karşı ayaklanacak bunun karşılığında İngiltere desteği ve himayesinde bağısız olacaklardır. SYkes-Picot Antlaşmasıyla (1916) Osmanlı devletine bağlı topraklar İngiltere, Fransa ve Rusya arasında bölüşülmüştür. Bolşevik Devriminden sonra SSCB bu anlaşmadan çekilmiştir.

8- Büyük güçlerin Ortadoğu politikaları

Paris Barış Konferansında Osmanlı topraklarını paylaşamayan İngiltere ve Fransa 1920 yılında San Remo Konferansıyla Osmanlı Devletinin Ortadoğu’daki topraklarını aralarında bölüşmüşlerdir. Ürdün, Irak ve Filistin İngiltere mandasına; Suriye ve Lübnan Fransa mandasına bırakılmıştır. İngiltere Dışişleri bakanı Lord Balfour 1917 yılında yayımladığı Balfour Deklarasyonu ile Yahudilere Filistin topraklarının kapısını açmıştır. Bu deklarasyondan sonra Yahudiler Akın akın Filistin topraklarına gelmiş ve Filistin sorunu ortaya çıkmıştır.

9- Modern Kara-Deniz Ve Hava Hâkimiyet Teorileri

Kara Hâkimiyet Teorisi: İngiliz Halford J. Mackinder (helfırd Cey Mekındır) tarafından ortaya atılan bu teoriye göre dünya egemenliğini kara güçleri sağlayacaktır. Bu teoriye göre kara gücünün merkezi Rusya ve Orta Asya olmak üzere Asya ve Avrupa kıtalarıdır. (Karalara hâkim olan dünyaya hâkim olur)

Deniz Hâkimiyet Teorisi: Amerikalı Amiral Alfred Thayer Mahan (Alfirıd Deyır Mehın) tarafından ortaya atılan bu teoriye göre bir devletin büyüklüğü kıyılarının uzunluğu ve limanlarının sağlamlığıyla ölçülebilir. (Dünya egemenliğinin anahtarı deniz yollarının kontrolündedir.

Hava Hâkimiyeti Teorisi: Albay Harry A. Sachaklian (Hery Saçakliyan) tarafından ortaya atılan teoriye göre Hava gücü deniz ve kara gücünden üstün ve onları kuşatan güçtür. II. Dünya savaşından sonra ortaya çıkmıştır. Bu teorinin en güçlü savunucuları İngiltere ve ABD’dir. (Havaya hükmeden bir millet tüm dünyaya hâkim olur.)

 

 

10- Modern Japonya’nın doğuşu ve Meiji (Meici) Restorasyonu

Doğu Asya’da bulunan Japonya bir adalar ülkesidir. Daymiyo adı verilen derebeyleri tarafından yönetilmekte olup Daymiyoların en güçlüsü Şogun olarak ülkenin başındaydı. 1624 Şogun Tokugova’nın yayımladığı fermanla Japonya dış dünyaya kapanmıştır. 1868 yılında İmparator Mutsihito Meiji, Meiji Restorasyonu (Aydınlar Dönemi) ile Şogun idaresini kaldırıp merkezi bir devlet kurmuştur. Meiji Restorasyonu ile Japonya Batıya yönelik yenileme hareketiyle çağdaş ve güçlü bir devlet haline gelmiştir.

11- Japon yayılmacılığı ve Asya’nın değişen yüzü

  1. yüzyılın sonuna doğru Japonya Asya’nın en büyük gücüne dönüştü. Gelişen teknoloji ve sanayisine hammadde bulmak için yayılmacı bir politika izlemeye başladı. Kore üzerinde politikalar başlatan Japonya bu nedenle Çin ile savaşmış ve galip gelerek Kore üzerinde etkinliğini artırdı. 1905 yılında Rusya’yı mağlup ederek Formosa, Kore ve Mançurya’ya doğru yayılma alanı buldu. Japonya’nın Avrupalı bir devlet olan Rusya’yı yenmesi Asya devletlerinin milli hareketlerde bulunmasına zemin hazırladı.

12- 1929 Dünya Ekonomik Krizi (Kara Perşembe)

  1. Dünya Savaşından sonra yaşanan ekonomik sıkıntılar bir dünya krizini de beraberinde getirmiştir. ABD’nin New York borsasının çökmesi ile etkisi bütün dünyaya yayılan 1929 Dünya Ekonomik Krizi ortaya çıkmıştır. Elli Milyona yakın kişi işsiz kalmıştır. Dünyada açlık ve kıtlık yaşanmıştır. Çok sayıda banka ve şirket batmıştır. Madencilik, tarım ve ticaret durma noktasına gelmiştir. Krizden Dönemin ABD Başkanı Hoover yönetimi sorumlu tutuldu. 1932 seçimlerini kazanan Başkan Roosevelt New Deal (Yeni Anlaşma) planıyla ekonomiyi düzeltmeye çalışmıştır.

Krizden en az etkilen devlet kapalı ekonomik sistemi benimseyen SSCB olmuştur. Kriz dünyada siyasi gelişmelere de neden olmuştur. Birçok ülkede savaş yanlısı ve fiilen saldırgan partiler zafer kazandı. Seçimleri savaş yanlısı partilerin kazanması Avrupa başta olmak üzere tüm dünyada hızlı bir silahlanma yarışını ortaya çıkardı. Bu durum II. Dünya Savaşının kapılarını açtı.

Türkiye krizin etkilerini azaltmak amacıyla yerli malı kullanımını teşvik etmiş, ithalata sınırlama getirip gümrük vergilerini artırmış, ekonomide devletçilik politikasını uygulamış, Milli İktisat ve Tasarruf Cemiyetini kurmuş ve Kliring Sistemini uygulamıştır.

13- İki Dünya Savaşı Arasında Dünyada Meydana Gelen Sosyokültürel Ve Bilimsel Gelişmeler

  • Dönemin ünlü ressamlarından Pablo Picasso Kübizm akımını ortaya çıkarmış ve İspanya’nın iç savaşını anlatan Guernica eserini ortaya koymuştur.
  • John Ernst Steinbeck 1929 Dünya Ekonomik Krizini anlatan Gazap Üzümleri eserini ortaya koymuştur.
  • Albert Einstein İzafiyet Teorisini ortaya atmıştır.
  • İlk uçaksavarlar, ilk güdümlü füzeler denendi. Almanya tarafından güdümlü füzelerin ilk örneği olan V-1 ve dünyanın ilk uzun menzilli balistik füzesi olan V-2 geliştirildi.
  • 1934 yılında dünyanın en büyük gökdeleni olan (102 kat) Empire State inşa edildi.
  • 1921 yılında verem aşısı ve insülin elde edildi. 1928 yılında antibiyotik tedavisi başladı. 1932 yılında elektron mikroskobu bulundu, 1938 yılında nöroloji bilim dalı kuruldu. 1939 yılında DDT adıyla böcek ilacı kullanıldı.
  • Nazi Almanya’sında propaganda İradenin Zaferi filmi ile zirveye çıkmıştır.
  • 1930’lu yıllarda Charlie Chaplin Büyük Diktatör adlı sinema filminde Adolf Hitler’i eleştirmiştir.
  • İlk kez ABD’de kullanılan Radyo 1927 yılında Türkiye’de kullanılmaya başlanmıştır.

 

 

  1. DÜNYA SAVAŞI 2. ÜNİTE

1- Savaş Öncesi Gelişmeler

  • Dünya Savaşından sonra barışın sürekliliğini sağlamak amacıyla MC, Briand-Kellog ve Lo Carno Paktları kurulmuş ancak başarılı olamamışladır.
  • Almanya lideri Adolf Hitler, Hayat Sahası politikasıyla Almanların yaşadığı toprakları birleştirmeyi amaçlamıştır. Çekoslovakya işgal edilmiş ve Polonya topraklarına girmiştir.
  • İtalya lideri Benito Mussolini, Bizim Deniz politikasıyla Roma İmparatorluğunu tekrar canlandırmak istemiştir. Yugoslavya’dan Fiüme şehrini alan İtalya Habeşistan ve Arnavutluk’u işgal etmiştir. 1939 yılında Almanya ile Çelik Paktı kurdu.
  • Japonya lideri Hirohito Ortak Refah Alanı politikasıyla Asya’da batılı devletlerin varlığına karşı çıkmıştır. Mançurya’yı işgal etmiş, Çin’den toprak kazanmıştır. Almanya ile Tokyo-Berlin Paktını kurdu.
  • Dünya Savaşında Mihver ve Müttefik Devletler savaşmıştır. Mihver Devletler Almanya, İtalya ve Japonya’dan oluşmaktadır. Müttefik Devletler Fransa, İngiltere, Rusya (SSCB), Çin ve ABD’den oluşmaktadır.

2- Savaşın Nedenleri

  • Versay başta olmak üzere imzalanan barış antlaşmalarının ağır olması.
  • Rusya’nın kendi ideolojisi olan Komünizmi ve hâkimiyetini yaymak istemesi.
  • Dünya Savaşından istediğini alamayan İtalya’nın Avrupa’da etkinliğini artırmak istemesi.
  • Komünizm, Nazizm ve Faşizm gibi ırkçı ve saldırgan akımların yayılması.
  • Japonya’nın Uzakdoğu’da ABD ve İngiltere’nin baskısından kurtulmaya çalışması.
  • 1929 Dünya Ekonomik Krizinin ortaya çıkardığı sonuçlar.

3- Savaşın Seyri

  • Almanya’nın 1 Eylül 1939’da Polonya topraklarına girmesiyle savaş başlamıştır.
  • Savaş Kuzey Afrika, Avrupa ve Uzak Doğu olmak üzere üç cephede yaşandı.
  • Fransa’nın oluşturmuş olduğu Maginot Savunma hattını Aşan Almanya Fransa’yı işgal etmiştir.
  • 1941’de Pasifik okyanusunda Hawaii adalarında bulunan ABD’ye ait Pearl Harbor üssüne Japonya’nın saldırmasıyla ABD savaşa girmiştir.
  • 1942’de Stalingrad savaşında Almanya’nı Rusya’yı yenememesi sonun başlangıcı olmuştur.
  • 1944’te Normandiya Çıkarmasıyla ABD, SSCB ve İngiltere Almanya üzerine saldırmışlardı. Fansa başta olmak üzere tüm Avrupa Almanya işgalinden kurtarılmıştır.
  • 1945’te ABD Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombası atmıştır.
  • 1945’te Roosevelt (ABD), Stalin(SSCB) ve Churchill (İngiltere) savaş sonrası dünyanın geleceğini belirlemek üzere Yalta Konferansını düzenlemişlerdir. Konferansta BM’nin kurulmasına, BM’de Fransa, İngiltere, Rusya (SSCB), Çin ve ABD’ye Veto hakkı verilmesine ve Müttefikler tarafında savaşa girenlere BM’de kurucu üye olma hakkı verilmesi kararlaştırıldı.
  • Savaş müttefik devletlerin galibiyetiyle sonuçlanmıştır. Postdam Konferansı toplanmış ve Almanya 4 işgal bölgesine (Fransa, İngiltere, SSCB ve ABD) ayrılmıştır.

4- II. Dünya Savaşının Sonuçları

  • 60 milyona yakın sivil ve asker ölmüştür.
  • Almanya ve Avusturya dört işgal bölgesine ayrılmıştır. Faşizm, Nazizm gibi ırkçı akımlar etkilerini kaybetmişlerdir.
  • Nürnberg mahkemelerinde yargılanan birçok üst yetkili Alman idama mahkum edildi.
  • Uluslararası Para Fonu (İMF) ve BM teşkilatı kurulmuştur. 1948’te İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ilan edildi.
  • Savaştan karlı çıkan devletler ABD ve SSCB olmuştur. ABD ve SSCB arasında Soğuk Savaş dönemi başlamıştır.

5- II. Dünya Savaşı Sırasında Türkiye’nin Durumu

A- Türkiye’nin savaştaki tutumu

  • 1938-1950 yılları arasında İsmet İnönü cumhurbaşkanlığı yapmıştır.
  • Özellikle Almanya ve SSCB baskısı nedeniyle Türkiye savaşta tarafsız bir tutum izlemiştir.
  • Savaşın başında İngiltere ve Fransa ile Yardımlaşma Antlaşması; Almanya ile Saldırmazlık Antlaşması imzalamıştır.
  • Adana ve Kahire görüşmelerinde Müttefik devletler Türkiye’yi yanlarında görmek için savaşa çağırmışlardır. Türkiye ise savaşa hazır olmadığını ancak ihtiyaçlarının karşılanması kaydıyla savaşa girebileceğini belirterek oyalama taktiğine gitmiştir.
  • 1945 Yalta Konferansında Müttefiklerle birlikte savaşan devletlerin BM’ye kurucu üye olacağı kararlaştırılmıştır. Türkiye Savaşın sonuna doğru bu amaçla Almanya’ya sembolik olarak savaş ilan etmiştir.

B- Türkiye’nin savaş döneminde aldığı önlemler

  • Muhtemel bir Alman saldırısına karşı karartma uygulamasına gidilmiştir.
  • Batı sınırlarımızda Çakmak hattı oluşturulmuştur.
  • Genle seferberlik ilan edilmiştir.
  • Bir buçuk milyona yakın insan askere alınmıştır. Bu durum üretimin durmasına tüketimin artmasına neden olmuş
  • Ülkede açlık ve kıtlık baş göstermiş, Karaborsa ortaya çıkmıştır.
  • Karaborsayı önlemek ve fiyatları sabitlemek amacıyla Narh Sistemi uygulanmıştır.
  • Ekonomi devlet kontrolüne alınmıştır.
  • Milli Koruma Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun çerçevesinde Petrol Ofisi ve Et-Balık Kurumu kurulmuştur.
  • Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi çıkarılmıştır.

C- II. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’de yaşanan diğer gelişmeler

  • Köy Enstitüleri kurulmuştur.
  • Ankara Üniversitesi kurulmuştur.
  • 1943 yılında Ankara Radyosu ilk sürekli yayına başladı.
  • Çok partili hayata geçilmiş, Milli Kalkınma Partisi ve Demokrat Parti kurulmuştur.
  • Edebiyatta Garip Akımı orta çıkmıştır.
  • Nuri Demirağ ve Vecihi Hürkuş tarafından havacılık ve Uçak yapımında ilerlemeler kaydedildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ                                          3. ÜNİTE

1- II. Dünya Savaşı Sonrası Küresel Güçler

  • Soğuk Savaş II. Dünya Savaşı sonrası SSCB ve ABD arasında silaha başvurmadan yaşanan rekabet sürecidir.
  • Taraflar sıcak çatışmaya girmeden siyasi, askeri, ekonomik ve teknolojik alanlarda yarış içinde olmuşlardır.
  • Almanya’ya karşı savaşta ağırlıklı rol oynayan SSCB Avrupa’daki en büyük devlet olmuştur.
  • Birçok Avrupa devleti SSCB tarafından ya işgal edilmiş ya da uydu devleti haline gelmiştir.
  • ABD ise kendini Avrupa başta olmak üzere dünyayı felaketlere karşı koruyacak tek güç olarak görmüştür.
  • Dünya ABD öncülüğünde Batı Bloku, SSCB öncülüğünde Doğu Bloku olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

İki kutuplu hâle gelen dünyada bloklar tarafından atılan siyasi ve ekonomik adımlar şunlardır:

Batı Blokunda ABD Liderliğinde Atılan Siyasi ve

Ekonomik Adımlar

 

Doğu Blokunda SSCB Liderliğinde Atılan Siyasi ve

Ekonomik Adımlar

 

Truman Doktrini (1947)

• Amaç, komünist tehdide karşı yardıma muhtaç devletlere ekonomik ve askerî yardımda bulunarak komünizmin yayılmasını engellemekti.

 

Kominform (1947)

• SSCB, uydu ülkeleriyle bağını güçlendirmek ve

ABD’nin ortaya koyduğu Truman Doktrini ve Marshall

Planı ile mücadele etmek amacıyla Kominformu kurdu

Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) (1957)

• AET; malların, iş gücünün, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaştığı bir ortak pazarın kurulmasını ve sonrasında siyasi birliğin sağlanmasını amaçlamıştır.

Birliğin adı 1992’de Avrupa Birliği olarak değiştirilmiştir.

 

COMECON (1949)

• SSCB, ABD’nin Marshall (Marşal) Planı’na karşı komünist ülkelerin ekonomik dayanışmasını sağlamak için COMECON’u kurdu.

 

NATO (1949)

• SSCB ve komünizmin Avrupa’daki yayılışını engellemek için ABD öncülüğünde savunma amaçlı kurulan birliktir.

 

Varşova Paktı (1955)

• SSCB, komünizme karşı en ciddi cepheyi oluşturan

NATO’nun etkinliği ve silahlı gücünü tehdit olarak gördü ve Varşova Paktını kurdu.

 

Marshall Planı (1947)

• ABD Dışişleri Bakanı George Marshall’ın (Corc Marşal)

1947’de hazırladığı plana göre aralarında Türkiye’nin de olduğu 16 Avrupa devleti, kendi içinde bir ekonomik plan hazırlayıp uygulayacak, eksik kalan alanlarda ise ABD yardımda bulunacaktır.

 

Molotof Planı (1947)

• ABD’nin Marshall Planı’nı uygulamaya koymasıyla

Sovyet karşıtı Avrupa ülkelerinde mali alanda bir iyileşme yaşandı. Bu gelişmeler üzerine SSCB, COMECON ülkelerine ekonomik yardımda bulunacak ve üye ülkeler arasında ticaretin geliştirilmesini sağlayacaktır.

 

 

2- Berlin Buhranı

Almanya’nın tamamı olduğu gibi Berlin de 4 işgal bölgesine ayılmıştır. İngiltere, Fransa ve ABD hâkimiyetindeki topraklar birleşmiş ve 1949’da Batı Almanya (Federal) kurulmuştur. Bunun üzerine SSCB de kendi hâkimiyetindeki topraklarda Doğu Almanya’yı (Demokratik) kurmuştur. İlerleyen zamanlarda Doğu Almanya’dan Batı Almanya’ya geçişler artınca SSCB 1961’de Berlin Duvarını inşa etmiştir. Berlin Buhranı Müttefik Blokun dağıldığının ve Dünyanın Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldığının en bariz göstergesi oldu.

 

 

 

3- Avrupa Birliği

  • AB’nin kurulma süreci Avrupa’daki kömür ve çelik sanayilerini birleştirme fikri ile başlamıştır. Fransa Dışişleri Bakanı Robert Schuman’nın 1950’de yayımladığı Schuman Bildirisi ile birliğin temeli atıldı.
  • Schuman Bildirisi ile Fransa ve Almanya kömür ve çelik üretiminde birlikte hareket etmiştir.
  • 1952 yılında Hollanda, Belçika, Lüksemburg ve İtalya’nın da katılımıyla Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) kuruldu.
  • 1957 Roma Antlaşmasıyla birlik Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) adını aldı.
  • 1992 Maastricht Antlaşmasıyla Avrupa Birliği (AB) haline gelmiştir.
  • Türkiye AB’ye 1959 yılında üyelik için resmen başvurdu.
  • 1963 Ankara Antlaşması ve 1973 Katma protokolünü imzalayan Türkiye 1996’da Gümrük Birliğine dâhil oldu.
  • 1999 Helsinki Zirvesi ve 2005 Tam üyelik müzakerelerine rağmen Türkiye birliğe hala dâhil edilmiştir.

4- Hindistan ve Pakistan

  • yy’dan itibaren Hindistan toprakları İngiltere sömürgesi altındaydı.
  • Dünya Savaşından sonra Hindular Mahatma Gandhi önderliğinden bağımsızlık mücadelesine girişmişlerdir.
  • Gandhi bu süreçte Pasif Direniş yöntemini kullanmıştır.
  • Öte yandan Hindistan’da bulunan Müslümanlar da Muhammed Ali Cinnah öderliğinde örgütlenmişlerdir.
  • 1947 yılına gelindiğinde Hindistan topraklarında Hindistan ve Pakistan olmak üzere iki bağımsı devlet ortaya çıkmıştır.

5- Fransa’nın Cezayir’i İşgali

  • Osmanlı egemenliğindeki Cezayir, 1830’da Fransa’nın işgaline uğradı.
  • Dünya Savaşı esnasında ve sonrasında ortaya çıkan siyasi durum, Cezayir halkındaki bağımsızlık düşüncesinin canlanmasını sağladı.
  • 5 Ağustos 1945’te Cezayir’de yapılan törenlere katılanların Cezayir bayrağı taşımaları üzerine Fransa tarafından yapılan Setif Katliamı ile 40 bin Cezayirli hayatını kaybetti.
  • 1 Kasım 1954’te bir bildiriyle halk silahlı ayaklanmaya çağrıldı ve işgale karşı silahlı mücadele başlatıldı. Ayaklanmanın merkezîleştirilmesi amacıyla Ulusal Kurtuluş Ordusu adında bir teşkilat oluşturuldu.
  • Cezayir’de 1954’te başlayan ayaklanma, Fransa’da iktidara gelen De Gaulle’ün (Dö Gol) 1962’de Evian Antlaşması’nı imzalayarak Cezayir’in bağımsızlığını tanımasıyla son buldu.
  • Fransız işgal kuvvetleri 1,5 milyon Cezayirliyi öldürmüştü.

6- Güney Afrika

  • Güney Afrika’da nüfusun %20’sini oluşturan beyaz azınlık, büyük çoğunluğu yerli olan siyahi halk üzerinde ırk ayrımcılığını esas alan bir terör yönetimi sergiledi.
  • Madiba lakabıyla anılan Nelson Rolihlahla Mandela bu şartlardaki bir ülkede verdiği mücadele ile Güney Afrika’nın seçimle iktidara gelen ilk siyahi devlet başkanı oldu.

7- Orta Doğu’da Baas Rejimleri

  • Yeniden doğuş anlamına gelen Baas, Orta Doğu’da özellikle Suriye ve Irak’ta ortaya çıkan siyasi bir harekettir.
  • Arap sosyalizminin yöntemleriyle Arap dünyasında bir yeniden doğuş gerçekleştirmeye çalışan siyasal anlayışa ve partilere verilen isimdir. Suriye ve Irak’ta 1950’li yıllardan itibaren kendini hissettiren Baas Patisi Arap milliyetçiliğini esas aldı.
  • Irak’ta 35 yıl sürecek Baas rejimi, 1968’de iktidara geldi. Irak’ta 1979’da yönetimi Saddam Hüseyin ele aldı. Saddam, yönetime hâkim olduğu yıllarda sistematik bir baskı ve korku politikası uygulayarak rejimin otoriter ruhunu canlandırdı
  • Suriye’de ise Irak darbesinin verdiği cesaretle yapılan darbe günümüze kadar devam eden Baas rejiminin temellerini attı. 1970’teki darbe sonrası Hafız Esad, 1971 halk oylamasıyla ülkenin ilk Nusayri devlet başkanı oldu
  • Hafız Esad’ın 2000’de ölümü üzerine yapılan referandum sonucu Beşar Esad devlet başkanı oldu. Tunus, Mısır ve Yemen’de iktidar değişikliğine yol açan Arap Baharı 2011 Mart’ında Suriye’de de başladı.
  • Her iki ülkenin kendi düzeninde uyguladığı şiddete dayalı ve hukuk dışı uygulamalar, Suriye’de Müslüman Kardeşler muhalefetini, Irak’ta ise farklı Şii grupların ayaklanma ve isyan kültürünü temellendirdi.

8- Sömürgeciliğin Afrika’daki Siyasi ve Ekonomik Etkileri

  • Afrika’da yaşanan sorunların temelinde sömürgecilik vardır.
  • Bölge halkını dikkate almadan Avrupa’daki diplomatik zeminlerde yapılan pazarlıklar sonucu masa başında düz hatlar şeklinde sınırlar çizilmiştir.
  • Farklı dillere, dinlere, kültürlere sahip etnik gruplar; birlikten yoksun bir şekilde geniş alanlarda toplatılarak çatışmaların zemini hazırlanmıştır.
  • Afrika’da bağımsızlığını kazanan ülkelerin birçoğunda istikrarsızlık, yolsuzluk, otoriter rejimler ve şiddet olayları görüldü.
  • Başkanlık sistemi ile idare edilmekte olan birçok ülkenin demokratikleşme süreçleri askerî darbeler, cuntalar ve askerî diktatörlüklerle sekteye uğradı.
  • Afrika’da dillerin parçalanmışlığı da bölünmeye etki etmekteydi. Ayrıca farklı dinlere mensup toplumların birbirlerine olan düşmanlıkları da ayrılıkları artırmaktaydı.
  • Bu ülkelerde aynı zamanda yerli sermayenin azlığı ve kalifiye eleman eksikliği ülke ekonomilerini olumsuz etkiledi.
  • Afrika kıtasındaki bağımsızlık mücadeleleri II. Dünya Savaşı’ndan sonra büyük bir hız kazandı. Özellikle İngiltere ve Fransa’nın II. Dünya Savaşı sonrası güçlerini kaybetmeleri, bölge üzerindeki hâkimiyetlerini kaybetmelerine neden oldu.
  • 1951’de Libya İtalya’dan, 1956’da da Tunus ve Fas Fransa’dan ayrılarak bağımsızlığını kazandı. 1957’de Gana, Sahraaltı Afrika’sında bağımsızlığını kazanan ilk devlet oldu. Rodezya, 1965’te İngiltere’den ayrılarak bağımsızlığını kazandı. Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki Aparthaid Rejimi (ırkçı) ise 1994’e kadar sürdü.

9- Soğuk Savaş döneminde meydana gelen diğer gelişmeler

  • Kadının üretimdeki rolü artmıştır.
  • Avrupa Sanayisi yok olmuş, Sermayenin merkezi ABD olmuştur. Dolar uluslararası piyasada etkin hale gelmiştir.
  • Ekonomi, ulaşım, haberleşme ve teknolojideki gelişmelerle bilgi çağına girilmiş, ekonomi ve ticarette globalleşme devri başladı.
  • Kentleşme ile geleneksel insan ilişkileri değişmiştir. Çekirdek aile yapısında parçalanma, nüfus artışında yavaşlama, dini değerlerde gevşeme görülmüştür.
  • Paris resim konusundaki merkez özelliğini New York şehrine kaptırmıştır.
  • 1951 yılında ilk kez Akdeniz Olimpiyatları, 1955 yılında ilk kez Avrupa Futbol Şampiyon Kulüpler Kupası (UEFA) düzenlenmeye başlandı.
  • ABD ve SSCB Nükleer Silah yarışına girdi.
  • SSCB ilk uzay uydusu olan Sputnik’i yörüngeye yerleştirdi. 1961’de SSCB’li Yuri Gagarin uzaya gitmeyi başaran ilk astronot oldu. ABD 1958’de NASA’yı kurdu. 1969’da Neil Amstrong aya ayak basan ilk astronot odu.
  • 1973’te DNA’nın kimyasal yapısı çözüldü.

 

 

 

10- Soğuk Savaş döneminde Türk dış politikasında meydana gelen gelişmeler

Almanya, İtalya ve Japonya’nın yayılmacı politikasına karşı Türkiye 1934 Balkan Antantı, 1937 Sadabat Paktı ve 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile güvenliğini sağlamaya çalışmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında SSCB’nin Türkiye politikasında değişiklikler meydana geldi. SSCB, Yalta ve Postdam Konferanslarında Türkiye toprakları üzerindeki taleplerini dile getirdi. ABD, II. Dünya Savaşı sonrası Truman Doktrini ve Marshall Planı ile Türkiye’ye destek verdi.

A- Truman Doktrini ve Türkiye-ABD Yakınlaşması (1947)

SSCB’nin Yunanistan’da komünistlere yardım etmesi ve Türkiye’den toprak talebinde bulunması ABD’nin özellikle Türkiye’ye karşı politikasını değiştirmesine neden oldu. ABD başkanı Henry Truman SSCB ve komünizmin Doğu Akdeniz’de yayılmasını engellemek amacıyla Truman Doktrini çerçevesine Türkiye ve Yunanistan’a 400 milyon dolarlık yardımda bulunmuştur.

B- İç Tehdit Algılamalarındaki Bazı Değişimler

  • Muhalefet iç tehdit olmaktan çıktı ve İsmet İnönü’nün demokrasi yönündeki demeçleri yoğunlaştı.
  • 1947’de liberal görüşlere sahip Hasan Saka Hükûmeti kuruldu.
  • ABD ile olan yakınlaşma neticesinde Türkiye’de Batı tarzı demokrasi gelişti.
  • Türk toplumunda geniş yer bulan ABD sempatizanlığı Türk toplumuna yön verdi.
  • En tehlikeli iç tehdit unsurlarından biri olan irtica, yerini komünizme bıraktı.
  • Daha önce irtica denerek dışlanan dinî hassasiyetler toplumsal yaşamda ön plana çıkartıldı.

C- Dış Tehdit Algılamalarındaki Bazı Değişimler

  • Türkiye, SSCB’nin saldırgan tutumu karşısında ABD ve Batı’nın yanında yer aldı. Türkiye iç ve dış siyasetinde ABD eksenli bir politika izledi.
  • ABD’nin içinde olduğu veya ABD’nin istediği kuruluşlara dâhil oldu.
  • Daha önce SSCB ve Avrupa ağırlıklı olan ithalatın yönü ABD’ye yöneldi.
  • 1947-51 yılları arasında Türkiye’ye yapılan yardımın miktarı yaklaşık 400 milyon dolardı. Bu durum Türkiye’yi ABD’ye bağımlı hâle getirdi. Bu bağımlılık siyasi tercihleri de etkiledi. Türkiye’nin İslam dünyasına rağmen İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke olması buna bir örnektir.
  • Türkiye 1949’da Asya Devletler Kongresi’ne katılmadı, kendisini bir Avrupa devleti gibi görerek Asya’dan uzaklaştı.

D- Kore Savaşı ve Türkiye’nin NATO’ya üye olması

  1. Dünya Savaşı devam ederken yapılan Yalta Konferansında Kore toprakları 38. Enlem baz alınarak ikiye ayrıldı. ABD’nin kontrolündeki Kore topraklarında 1948’de seçimler yapılarak Güney Kore Cumhuriyeti kuruldu. SSCB de 38. enlemin kuzeyinde seçimler yaparak Kore Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasını sağladı. Bu gelişmelerle Kore ikiye bölünmüş oldu.

SSCB hâkimiyetindeki Kuzey Kore kuvvetleri 25 Haziran 1950’de Güney Kore’ye saldırdı. ABD ise BM bünyesinde Birleşmiş Milletler Kuvveti oluşturarak Güney Kore tarafında savaşa dâhil oldu. Türkiye, yaklaşık 6 bin askerle ABD’den sonra Kore Savaşı’na en fazla asker gönderen ülke oldu.  Yapılan Panmunjom Mütarekesi ile savaş sona erdi. Kore Savaşına asker gönderen Türkiye bu sayada 1952 yılında NATO’ya üye olmuştur.

ABD ve NATO’nun SSCB’yi etkisiz hâle getirmek için oluşturduğu Çevreleme Politikası doğrultusunda Türkiye de bazı hamlelerde bulundu. SSCB tehlikesine karşı 1953’te Türkiye’nin girişimleri, Yunanistan ve Yugoslavya’nın katılımıyla Balkan İttifakı imzalandı. Türkiye ve Irak tarafından 1955’te kurulan Bağdat Paktı’na İngiltere, Pakistan ve İran da katıldı. Bu paktın amacı SSCB tehdidine karşı Arap ittifakının kurulmasıydı fakat bu pakt, amacına ulaşamadığı gibi Türkiye’nin Arap dünyası ile olan ilişkilerine zarar verdi. Türkiye 1960’lı yıllarda Kıbrıs Meselesi’nin ortaya çıkmasıyla ittifak içerisinde olduğu Batı Blokundan beklediği desteği bulamadığı gibi uluslararası politikada da yalnızlığa düştü.

11- Demokrat Parti Döneminde Türkiye’de Meydana Gelen Sıyası, Sosyokültürel Ve Ekonomik Gelişmeler

A- Toprak Reformu ve Demokrat Partinin Kurulma Süreci

  1. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ile 1945’te Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun (ÇTK) mecliste gündeme gelmesi hem CHP içinde hem de kamuoyunda tepkilere yol açtı. Adnan Menderes’in önderliğinde ve aralarında Refik Koraltan, Emin Sazak gibi siyasetçilerin bulunduğu grup yasaya muhalif oldu. Bunun yanında muhalif grup tek parti yönetimine de eleştirilerde bulundu. CHP’nin 1945’e kadar yaptığı uygulamaları eleştiren muhalif milletvekilleri, partinin daha demokratik yönetim sergilemesi konusu üzerinde özellikle durdular.

Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan ülke ve parti içi liberalleşme isteklerini Dörtlü Takrir adı altında meclis grup başkanlığına sundu. Bu takrir (önerge) genel olarak bakıldığında daha çok demokrasi ve hürriyet için verildi. Verilen bu takrir milletvekillerinin tümünün oyu ile reddedildi.

Dörtlü Takrire imza atan Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan CHP’den ayrılıp Demokrat Partiyi kurdu (1946). Celal Bayar partinin genel başkanlığına seçildi. Tek partili sistem, 18 Temmuz 1945’te Millî Kalkınma Partisinin kurulmasıyla sona ermişti. Ancak bu parti kamuoyundan destek bulamamıştı.

B- Türk Demokrasi Tarihinde 1946-1950 Seçimleri

21 Temmuz 1946’da seçim tek dereceli olarak yapıldı fakat yargı denetimi yoktu. Oylar açıkta veriliyor, gizli sayılıyordu (açık oy-gizli tasnif) ve çoğunluk sistemi uygulanıyordu. 1946 seçimleri sonucunda iki siyasi parti (CHP ve DP) meclise girdi. CHP 397, DP 661 Bağımsızlar ise 7 vekil çıkardı.

1948’de Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklik ile Oyların kapalı oy verme yerinde verilmesi zorunlu tutuldu, böylece gizli oy açık sayım ilkesi güvence altına alındı.

14 Mayıs 1950 seçimleri büyük bir olgunluk ve sükûnet içinde geçti. Beyaz İhtilal olarak adlandırılan bu seçimle seçmenler, 27 yıllık tek parti iktidarına son vererek DP’yi iktidara taşımışlardır. CHP 69, DP 416 Bağımsızlar 2 vekil çıkarmıştır. Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Adnan Menderes Başbakan olmuştur.

C- 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi

1950’de iktidara gelen Demokrat Parti, 1954 ve 1957 seçimlerini de kazandı. DP iktidarı 1955 yılına kadar sanayide, ekonomide, tarımda gerçekleştirdiği atılımlarla halkın desteğini kazandı fakat bu tarihten sonra ekonomik sıkıntılar arttı, muhaliflerin sert eleştiri ve saldırıları başladı. İktidar ile muhalefet arasında yaşanan gerginlik, birçok kuruluşun yanı sıra üniversitelere de sıçrayarak öğrenci olaylarının başlamasına yol açtı. Öğrenci olaylarının artması ve kontrolden çıkması üzerine hükûmet, Ankara ve İstanbul’da sıkıyönetim ilan etti. Asker ile DP arasında gerilimin oluşmasında, DP’nin 1950’de orduda gerçekleştirdiği ihraçlar etkili oldu. Yaşanan bütün bu gelişmelerin sonunda ülkede siyasal ve sosyal bir kriz yaşandı.

Ordu içerisinden bir grup subay, 27 Mayıs 1960’ta hem komuta kademesine hem de siyasal iktidara başkaldırdı.  Millî Birlik Komitesi (MBK), 27 Mayıs 1960’ta yönetime el koyarak DP’yi tasfiye ettirdi. DP üyeleri Yassıada’daki askeri mahkemelerde yargılandı. Özellikle demokratik usullerle iktidara gelen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edilmesi Türk demokrasi tarihinde kara bir leke olarak değerlendirilir. 1960 Darbesi Cumhuriyet Dönemi’nin ilk askerî darbesi olmuştur. Türkiye’de demokrasinin yerleşmesi ve kurumsallaşması sürecini kesintiye uğratmıştır. Darbe sonrası oluşturulan Kurucu Meclisin hazırladığı anayasa 9 Temmuz 1961’de yapılan referandumda %61,7 oyla kabul edildi.

1961’de yapılan seçimlerde CHP-173, AP (Adalet Partisi)-158, CKMP (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi)- 54, YTP (Yeni Türkiye Partisi)-65 milletvekili çıkarttı ve koalisyonlar dönemi başladı. Meclis Cemal Gürsel’i cumhurbaşkanı olarak seçti. 1965 yılındaki seçimleri AP kazandı. Bu süreç 1971 Askerî Muhtırası ile sona erdi. www.sorubak.com

BEĞENDİYSEN PAYLAŞ:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir