Başarılı Olmak İçin… (Christine Carter)

DoYDjnIU - Başarılı Olmak İçin... (Christine Carter)

Bugün sinavsever.com olarak çok beğendiğimiz bir yazıyı paylaşmaya karar verdik. Başarıyı arayan ve başarılı olmak isteyen her insana faydalı olacağını düşündüğümüz bu içerik  Christine Carter’ın  bir köşeyazısından çeviri.

“En son usunuza muhteşem bir fikrin geldiği anı düşünün ya da sizi bezdiren bir meseleyi çözdüğünüz bir anı. Neredeydiniz? Muhtemelen duş alıyordunuz…

Yaratıcılık tabi ki banyodan gelmez ama onunla son derece ilişkili olduğu görülmektedir. Duş almanın “aha! anı” ile nasıl bir ilişkisi vardır ve yaratıcılığı neden çoğaldırır? Duştayken uzaya bakıyor gibiyizdir, saçlarımızı da otomatik kaptan devirir. İletilerimizi, Twitter paylaşımlarını kontrol edemeyiz veyahut herhangi bir şey yazmıyoruzdur. Sadece düşleriz.

Bilinçli olarak bir şeyleri düşünmezken beynimizde çok fazla hareketlilik olmadığına inanırız. Fakat hayal kurarken beynimiz yılbaşı ağacı gibi yanmaya başlar. Beynin bir çok bölgesi bir vakaya odaklanmışken değil de hayal kuruyorken aktif hala gelir.

Neden?

Hayal kurarken, dinlenirken ya da bir şeye odaklanmamışken beynimiz daha önce bağlantılı görmediği tüm bağları çizmeye adım atar. En önemlisi de, yaratıcı fikirden sorumlu nöral ağlar çevrimiçi olur.

Bunun arkasında nörobiyolojik bir öykü vardır: Beynimizde pozitif yönde ve negatif görevleri olan iki temel dikkat ağı vardır. Bu fonksiyonlardan yalnız biri, bir süre diliminde aktiftir.

Bir şeylere odaklandığımızda yahut irademizi kullandığımızda, olumlu görev ağı etkindir. Negatif görev ağı etkin olduğunda ise hayal kuruyoruzdur veya boşa süre harcıyoruzdur. Büyük işler başardığımızda pozitif görev ağı etkindir. Odaklandığımızda kitaplar yazarız, köprüler inşa ederiz, çocuklarımızı yetiştiririz. Kültürümüz bizlere odaklanmamızı söyler; çünkü görevlerimizi başarmak için tek yol budur.

Pencereden gökyüzüne bakarken, rahatlamışken ya da araba kullanırken (müzik dinlemiyorsak); zihnimiz gezintiye çıkar ve negatif vazife ağı aktifleşir. Bütün nöronlarınız daha önce görmediğiniz bağlantılar kurmaya adım atar. Bu, yaratıcı fikirlerin üretildiği haldir. Bu hal olmadığı sürece sorunlarımızı çözemeyiz yahut pek bir şey yapamayız. Bu yaratıcı sezgilerimizi beslemezsek ya da bu bağlantıların oluşmasına izin vermezsek asla gerçek potansiyelimizi ortaya çıkaramayız. İşte bu yüzden en müthiş fikirler duş alırken ortaya çıkar; orası, kendimizi dünyadan soyutlayabileceğimiz ve hiçbir şey yapmayacağımız bir yerdir.

Bu araştırma, bilinçli düşünmenin yaratıcılığı geliştirmediğini yahut sorunlara yenilikçi çözümler bulmaya yardımcı olmadığını gösteriyor. Araştırmacılar insanlara yaratıcılık gerektiren bir vazife verdiğinde (örneğin; bir tuğlayı kullanmanın yollarını listeleme talimatı verilmesi şeklinde), insanlar extra süre verilse bile daha yaratıcı bir sıralama üretemez.

Yardımcı olacak etkili; deneğin dikkatini başka bir göreve odaklandırarak asıl görevi hakkında bilinçsizce düşünmesini sağlamaktır. Bu, deneğe beynindeki bağlantıları kurabilmesi için gereken sezgisel üretimi sağlar. Bu yeni bağlantılar esasen, yaratıcı görev üzerindeki performansımızı arttıran yeniliklerdir.

Yaratıcı sezgi sizin hassas noktanızın kalbidir, bu güç ve huzur bölgesi bizler insanoğluın en iyisini oluşturmaya çalıştığı yerdir. Hiçbir şey, bilincinize “aha! Anı”ndaki gibi zahmetsiz bir halde gelmez.

Hayatınızdaki durgunluğu üretmeden ve her gün biraz gökyüzüne bakmadan bu kırılgan noktayı keşfedemezsiniz, o akışı bulamaz ya da işinizi en iyi şekilde yapamazsınız.

Pek çok insanda gökyüzüne bakarken kendini suçlu ve endişeli hissettiren karşıt bir fikir vardır. Meşgulken kendimizi önemli ve üretken hissederiz; hayal kuruyorken ise tembel ve önemsiz. Fakat, başarılı olmak için aslabir şey yapmamaya karşı durmayı öğrenmemize gerek yoktur, aslen onu geliştirmemiz gerekir.”

Christine Carter

 

BEĞENDİYSEN PAYLAŞ:

2 yorum

  1. Parlak Jurnal Yanıtla

    Gerçekten de tüm yaratıcı fikirler banyoda gelir. İşin bir başka ilginç tarafı ise, tüm ilginç fikirler banyodan sonra tekrar kaybolurlar. Güzel yazı için teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir